fbpx
Turkish Türkçe
Giriş
x
veya
x
x
Kayıt
x

veya

social facebook social twitter instagram WhatsApp iletişim numaramız: +90 552 322 82 62

Sağlık Bilgileri & Makaleler

Uzmanlardan Diş Tedavileri, Estetik & Güzellik, Göz Tedavileri, Saç Tedavileri ve diğer birçok sağlık alanlarında faydalı bilgiler.

Effectiveness of Oral Everolimus and Capecitabine Treatment on Peritoneal Carcinomatosis of Colorectal Origin

OP 196. Effectiveness of Oral Everolimus and Capecitabine Treatment on Peritoneal Carcinomatosis of Colorectal Origin M. Eren Yuksel,  O. Yuksel , E. Umit Bagriacik, O. Ekinci, T. Delibasi, S. Ozgermen, B. Ozgermen Chair(s): Henrik Thorlacius, József Kaszaki & Mátyás Kiss 11:40 - 11:50h at Buda Room (B) Categories: Gastrointestinal Surgery, Oral Session, Innovative Surgical Research, Novel Techniques and Product Session: Oral Session XXI - Gastrointestinal Surgery II Background The mTOR inhibitor rapamycin has antitumor activity in colorectal cancer. Tumor suppression can further be enhanced when rapamycin is combined with intravenous 5-fluorouracil. Everolimus is a derivative of rapamycin with improved oral bioavailability. Capecitabine is as effective as intravenous 5-fluorouracil, and can be administered orally. The purpose of this study is to administer everolimus alone, and in conjunction with capecitabine in experimental nude mouse model to examine the effect on peritoneal carcinomatosis of colorectal origin. Materials and Methods A model of peritoneal carcinomatosis...
Devamını okuyun
  23446 Tıklanma
  0 yorum
23446 Tıklanma
0 yorum

Oral mTOR inhibitörü everolimus + kapesitabin tedavisinin kolorektal kaynaklı peritonitis karsinomatozada etkinliği

Oral mTOR inhibitörü everolimus + kapesitabin tedavisinin kolorektal kaynaklı peritonitis karsinomatozada etkinliği   http://www.acikarsiv.gazi.edu.tr/index.php?menu=2&secim=10&YayinBIK=10841 https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezSorguSonucYeni.jsp Oral mTOR İnhibitörü Everolimus + Kapesitabin Tedavisinin Kolorektal Kaynaklı Peritonitis Karsinomatozada Etkinliği                   Oral mTOR inhibitörü rapamisinin kolorektal kanserde tümör büyümesini baskılayıcı etkisi vardır. Tümör büyümesinin baskılanması oral rapamisinin intravenöz 5-fluorourasil ile birlikte verilmesiyle arttırılabilir. Ancak, 5-fluorourasil sadece intravenöz yoldan kullanılabilmektedir, 5-fluorourasilin oral formu yoktur. Oral yoldan kullanılabilen kemoterapötik ajanlarla yapılan peritonitis karsinomatoza tedavisinin hastanın tedaviye uyumunu kolaylaştıracağı ve konforunu arttıracağı düşünülmüştür. Bu amaçla, oral everolimus ve oral kapesitabin tedavisinin kolorektal kaynaklı peritonitis karsinomatoza fare modelinde denenmesi planlanmıştır. Everolimus, rapamisinin oral yoldan kullanılabilen bir türevidir. Kapesitabin ise 5-flurourasilin oral yoldan kullanılabilen eşleniğidir. Metastatik kolorektal kanserde oral kapesitabin tedavisi, hastalığın progresyonuna kadar geçen süre ve genel sağkalım göz önüne alındığında, iv 5-fluorourasil tedavisine denktir.  Bu çalışmanın amacı BALB/cOlaHsd-Foxn1nu farelerde kolorektal kaynaklı peritonitis karsinomatoza modeli oluşturarak, everolimusun tek başına veya kapesitabin ile birlikte oral yoldan verildiğinde kolorektal...
Devamını okuyun
  4892 Tıklanma
  0 yorum
4892 Tıklanma
0 yorum

Malignes Pleuramesotheliom durch natürliche Asbestexposition

Malignes Pleuramesotheliom durch natürliche Asbestexposition   Pneumologie 2007; 61 - A31 DOI: 10.1055/s-2007-988795 Malignes Pleuramesotheliom durch natürliche Asbestexposition ME Yüksel  1 , L Lützkendorf  1 , G Höffken  1 , D Koschel  1 ·          1 Fachkrankenhaus Coswig, Zentrum für Pneumologie, Thorax- und Gefäßchirurgie, Coswig ·          Congress Abstract Einleitung: Maligne Pleuramesotheliome sind in der Regel die Folge einer inhalativen Asbestexposition, vor allem bei beruflichem, seltener privatem Umgang mit asbesthaltigen Arbeitsstoffen. Wir berichten über einen 34-jährigen Patienten aus der Osttürkei mit einem malignen Pleuramesotheliom ohne beruflichen Asbestkontakt. Anamnese und Befund: Die stationäre Einweisung erfolgte zur Abklärung eines linksseitigen Pleuraergusses bei seit ca. 4 Monaten bestehenden linksthorakalen Schmerzen und Müdigkeit. Der Pleuraerguß war bereits 4 und 2 Monate vor der stationären Aufnahme in auswärtigen Krankenhäusern entlastend punktiert worden, ohne dass sich ein Hinweis auf eine spezifische oder maligne Genese ergab. Es bestand ein Inhalationsrauchen mit ca. 50 Packungsjahren. Bis 1996 war der...
Devamını okuyun
  4170 Tıklanma
  0 yorum
4170 Tıklanma
0 yorum

Amerika Birleşik Devletleri'nde Tıpta Uzmanlık Eğitimi

  Yayınevi: Gazi Kitabevi Tic.Ltd.Şti Merkez: 53.Sok No: 29/A Bahçelievler - ANKARA Mağaza: Dögol Caddesi No: 49/B Beşevler - ANKARA Merkez Tel: 0312 223 77 73 Mağaza Tel: 0312 213 32 82 ÖNSÖZ   Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 2004 yılında mezun oldum. Aynı yıl Türk Eğitim Vakfı ve Alman Akademik Değişim Servisi’nin (DAAD) ortaklaşa sınavla seçtiği öğrencilere verdiği bursu kazanarak Almanya’da Dresden Teknik Üniversitesi’nde Moleküler Biyomühendislik yüksek lisans programına başladım. Eş zamanlı olarak Amerika Birleşik Devletleri Tıbbi Yeterlilik Sınavları’na (United States Medical Licensing Examination - USMLE) girmeye başladım. USMLE 1. basamak sınavını 2004 yılında Ankara’da (Türkiye), USMLE 2. basamak klinik bilgi sınavını 2005 yılında Berlin’de (Almanya) başarıyla geçtim. Yüksek lisans eğitimimi M.Sc. derecesiyle “Atomic Force Microscopy of Changes in Cell Morphology after Scrapie Infection” başlıklı tezle 2007 yılında tamamladıktan sonra Fachkrankenhaus Coswig ve Greifswald Üniversitesi hastanelerinde iç hastalıkları asistanı olarak çalıştım.  USMLE 2. basamak klinik beceri sınavını 2010 yılında Şikago’da (ABD)...
Devamını okuyun
  26071 Tıklanma
  0 yorum
26071 Tıklanma
0 yorum

Almanya'da Tıp ve Tıpta Uzmanlık Eğitimi

Kitap: Almanya'da Tıp ve Tıpta Uzmanlık Eğitimi Yayınevi: Gazi Kitabevi Tic.Ltd.Şti Merkez: 53.Sok No: 29/A Bahçelievler - ANKARA Mağaza: Dögol Caddesi No: 49/B Beşevler - ANKARA Merkez Tel: 0312 223 77 73 Mağaza Tel: 0312 213 32 82 GİRİŞ Tıp fakültesindeki altı yıllık eğitimin ardından tıpta uzmanlık eğitimi almak istiyorsunuz. Ne var ki hangi dalda uzmanlık eğitimi almak istediğinize henüz karar veremediniz. Aslında gönlünüzde istediğiniz uzmanlık dalıyla ilgili bir aslan yatıyor ama tıpta uzmanlık sınavında (TUS) istediğiniz bölümde eğitim alabilmek için gereken puanı alıp alamayacağınıza bir türlü emin olamıyorsunuz. Öte yandan yurtdışında tıpta uzmanlık eğitimi almak fikri de size cazip geliyor. Yurtdışındaki tıp doktorlarının çalışma yöntemlerini, yurtdışındaki hastanelerin çalışma koşullarını ve araştırma laboratuarlarını merak ediyorsunuz. Yeni ülkeler görmek ve yeni insanlarla tanışmak istiyorsunuz. Yurtdışında çalışan Türk tıp doktorlarının başarı öykülerini gazete manşetlerinde okudukça göğsünüz kabarıyor; Türk tıp doktorlarıyla gurur duyuyorsunuz. Kendi kendinize “acaba ben de onlardan biri olabilir miyim?” diye soruyorsunuz....
Devamını okuyun
  26956 Tıklanma
  0 yorum
26956 Tıklanma
0 yorum

Kitap: Almanca Tıbbi İletişim

Kitap: Almanca Tıbbi İletişim Giriş             Türkiye ve Almanya Federal Cumhuriyeti (Almanya Federal Cumhuriyeti’nden kısaca Almanya olarak bahsedilecektir) yakın siyasi, iktisadi ve sosyo-kültürel ilişkileri olan iki ülkedir. 1960’larda Alman Hükümeti’nin daveti üzerine Almanya’ya çalışmaya giden Türk işçilerinden sonra 1980’lerde Türkiye’de yapılan yeni ve modern turizm tesislerine Alman turistlerin gösterdiği yoğun ilgi sonucu her iki ülke arasında büyük nüfus, mal ve hizmet hareketleri olmuştur. Türkiye ve Almanya arasındaki yoğun nüfus hareketlerine örnek vermek gerekirse 2014 yılında 5.250.036 kişi Almanya'dan Türkiye'ye turist olarak gelmiştir. Aynı yıl 493.592 Türk vatandaşı da Almanya’yı ziyaret etmiştir. [1] Türkiye’ye turist olarak gelenlerin yanı sıra Türkiye’de iş kuran veya mülk edinerek Türkiye’ye yerleşen Alman vatandaşları da mevcuttur.             Türkiye’ye turist olarak gelen veya yerleşen Alman vatandaşlarının Türk tıp doktorlarının sağlık hizmetine ihtiyacı olmaktadır. Özellikle turistik bölgelerde, Alman hastaların dertlerini daha iyi anlayabilmek ve hastaların sağlık problemlerini daha çabuk çözebilmek için Almanca tıbbi terimleri bilen Türk tıp doktorlarının varlığı...
Devamını okuyun
  4410 Tıklanma
  0 yorum
4410 Tıklanma
0 yorum

Multipl Sistem Atrofide Ponsta Haç İşareti

MULTİPL SİSTEM ATROFİDE PONSTA HAÇ İŞARETİ    Mehmet Eren YÜKSEL* *Devrek Devlet Hastanesi, Genel Cerrahi Bölümü, Devrek, Zonguldak Multipl sistem atrofi (MSA) erişkin yaşta başlayan, sporadik, parkinsonizm, serebellar ataksi, ürogenital fonksiyon bozukluğu ve otonom yetmezlik görülebilen ilerleyici, nörodejeneratif nadir bir hastalıktır. Myelinli transvers pontoserebellar iletim yollarının kaybıyla birlikte, pons üzerine çizilmiş bir haç görüntüsünü andıran “hot cross bun” işareti multipl sistem atrofinin radyolojik olarak önemli bir bulgusudur. Ponsta haç işareti görülmesi MSA’nın patognomonik bulgusu değildir, ancak ponsta haç işareti görüldüğünde ayırıcı tanıda mutlaka MSA düşünülmelidir. Anahtar Kelimeler: MSA; Multipl Sistem Atrofi; Ponsta haç işareti   HOT CROSS BUN SIGN IN MULTIPLE SYSTEM ATROPHY   ABSTRACT Multiple system atrophy (MSA) is an adult-onset, sporadic, progressive neurodegenerative disorder, which presents with parkinsonism, cerebellar ataxia, urogenital dsyfunction and autonomic failure. The loss of myelinated transverse pontocerebellar fibers and neurons in the pontine raphe causes an image like a cross drawn on pons. This “hot...
Devamını okuyun
  4101 Tıklanma
  0 yorum
4101 Tıklanma
0 yorum

Almanca Tıbbi İletişim

Kitap: Almanca Tıbbi İletişim Önsöz             Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 2004 yılında mezun olduktan sonra Türk Eğitim Vakfı ve Alman Akademik Değişim Servisi’nin (DAAD) ortaklaşa verdiği bursu kazanarak Almanya’da Dresden Teknik Üniversitesi’nde Moleküler Biyomühendislik yüksek lisans programına başladım. Yüksek lisans eğitimimi M.Sc. derecesiyle 2007 yılında tamamladıktan sonra Fachkrankenhaus Coswig ve Greifswald Üniversitesi hastanelerinde iç hastalıkları asistanı olarak çalıştım. 2008 yılında Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’nda ihtisasa başladım. Türkiye’deki birçok meslektaşım Almanya’da tıpta uzmanlık eğitimi almak istediklerini ancak Almanya’da tıpta uzmanlık eğitimi alabilmek için hangi sınavlara girmeleri gerektiğini, denklik sınavlarına hangi kaynaklardan hazırlanacaklarını ve tıpta uzmanlık eğitimi veren hastanelere nasıl başvuracaklarını bilmediklerini belirttiler. Bunun üzerine Almanya’da edindiğim mesleki tecrübenin ve gözlemlerimin ışığında Almanya’da tıpta uzmanlık eğitimi almak isteyen meslektaşlarıma yol göstermek için “Almanya’da Tıp ve Tıpta Uzmanlık Eğitimi” başlıklı kitabı yazdım. Almanya’da uzmanlık eğitimini tamamlayan meslektaşlarımın bilgilerini sevgili ülkemde uygulamaları, yeni teknolojik ve mesleki bilginin ülkemize aktarılması konusunda...
Devamını okuyun
  25887 Tıklanma
  0 yorum
25887 Tıklanma
0 yorum

Sağlık Köşesi: Kalp ve Damar Hastalıkları Riskini Azaltmak

Kalp ve Damar Hastalıkları Riskini %80’den Fazla Azaltmak İçin Yöntemler             Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) 2013 yılı verilerine göre kalp ve damar hastalıkları Türkiye’de ve dünyada ölümlerin başlıca sebebidir*. Birçok kardiyovasküler hastalık sigara içilmesi, sağlıksız beslenme, şişmanlık, fiziksel aktivitenin azlığı, yüksek kan basıncı, diyabet ve kan yağlarının yükselmesi nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Dünyada 2008 yılında 17.3 milyon kişi kardiyovasküler hastalıklardan ölürken, bu sayının 2030 yılında 23.3 milyona yükselmesi beklenmektedir. Böyle önemli bir sağlık sorununun önlenebilmesi ve tedavi edilebilmesi için bilim insanları çalışmalarını sürdürmektedir.             Söz konusu bilim insanlarından Prof. Wald ve Prof. Law Temmuz 2003’te İngiliz Tıp Mecmuası’nda (British Medical Journal) bu konu ile ilgili bir makale yayımladılar**. İki bilim insanı kalp ve damar hastalıkları riskini %80’den fazla azaltacak bir yöntem geliştirdiklerini dünyaya ilan ettiler. Söz konusu iki bilim insanının cevabını bulmaya çalıştıkları soru şuydu: “Acaba her gün sadece bir kez alınacak  vitamin ve ilaç kombinasyonu ile  kalp ve damar hastalıklarının engellenmesi...
Devamını okuyun
  4043 Tıklanma
  0 yorum
4043 Tıklanma
0 yorum

Doktorumuzla Sohbetler: Fenol ile Kıl Dönmesi / Pilonidal Sinüs Tedavisi

  Doktorumuzla Sohbetler             Sevgili okurlarımız, Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Eren Yüksel bu hafta Devrek Devlet Hastanesi’nde çalışmaya başladı. Bilgisi, tecrübesi, güleryüzlülüğü ve yardımseverliği ile kısa sürede hem meslektaşlarının hem de hastalarının takdirini kazanan Dr. Mehmet Eren Yüksel ile “Doktorumuzla Sohbetler” başlığı altında söyleşiler yapmaya karar verdik. Bu söyleşilerde hastanemizde yapılan ameliyatlar, tıptaki son gelişmeler ve yeni tibbi tekniklerden bahsedeceğiz. Aşağıda siz okurlarımızla ilk söyleşimizi paylaşmak istiyoruz.  Mehmet Eren Hocam, bize kıl dönmesi (pilonidal sinüs) hakkında bilgi verir misiniz? MEY: Pilonidal sinüs yani kıl dönmesi, kalçaların arasında kuyruk sokumunun üzerinde bulunan, dışarıdan bakıldığında küçük delikçikler olarak görülen,  yuvacıklardır. Zaten pilo kıl, nidus da yuva demektir. Bu yuvalarda kıllar birikmektedir. Birçok hasta, bu küçük delikçiklerden akıntı olduğundan şikayet etmektedir.  Bu hastalığın sebebi nedir? MEY: Kuyruk sokumu bölgesindeki kılların varlığı, o bölgedeki oksijenin yetersizliği ve genetik gibi birçok faktörün bu hastalığa neden olabildiği söylenmektedir.  Kıl dönmesi yani pilonidal sinüs hastalığının tedavisi...
Devamını okuyun
  26531 Tıklanma
  0 yorum
26531 Tıklanma
0 yorum

Doktorumuzla Sohbetler: Şeker Hastalığı

DOKTORUMUZLA SOHBETLER -ŞEKER HASTALIĞI- Sevgili okurlarımız, Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Eren Yüksel ile bu haftaki söyleşimizde şeker hastalığından bahsetmek istedik. Aşağıda siz okurlarımızla şeker hastalığı hakkındaki söyleş imizi paylaşmak istiyoruz. Mehmet Eren Hocam, birçok arkadaşımızda, akrabamızda ve tanıdığımızda şeker hastalığı (diabetes mellitus) var. Eskiye göre Türkiye’de şeker hastalığı daha sık mı görülüyor? MEY: Çok haklısınız. Şeker hastalığı (diabetes mellitus) Türkiye’de ve dünyada hızla yayılıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) 2013 yılı verilerine göre dünyada 347 milyon insanda şeker hastalığı var*. Şeker hastalığı neden bu kadar sık görülüyor? MEY: Aşırı kilolu olmak ve fiziksel aktivitenin azlığı şeker hastalığının bir salgın gibi dünyada hızla yayılmasına yol açıyor.Şeker hastalığının 2030 yılında insanların ölümüne yol açacak en önemli 7. neden olacağı tahmin ediliyor. Şeker hastalığının kaç çeşidi var? MEY: Şeker hastalığının iki ana çeşidi var. Vücutta insülin üretiminde yetersizlik varsa tip 1 şeker hastalığı, vücutta insülin etkin kullanılamıyorsa tip 2 şeker hastalığı oluşuyor. Bir...
Devamını okuyun
  25276 Tıklanma
  0 yorum
25276 Tıklanma
0 yorum

Sağlık Köşesi: Aşırı Şişmanlık / Obezite

AŞIRI ŞİŞMANLIK / OBEZİTE                   Aşırı şişmanlık (obezite) Türkiye’de ve dünyada hızla yayılıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün mayıs 2014’te yayınladığı verilere göre her yıl dünyada en az 2.8 milyon insan şişman veya aşırı şişman olmanın sonuçlarına bağlı olarak hayatını kaybediyor*. Eskiden üst gelir grubundaki ülkelerde görülen aşırı şişmanlık artık orta ve alt gelir grubundaki ülkelerde de görülüyor.                 Aşırı şişmanlık sağlığı bozabilecek şekilde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanıyor. Aşırı şişmanlığı tanımlamak ve sınıflandırmak için en sık kullanılan yöntem ise vücut kitle indeksini hesaplamak. Kilogram cinsinden vücut ağırlığının metre cinsinden boy uzunluğunun karesine bölünmesinden (kg/m 2 ) ortaya çıkan sayı vücut kitle indeksi olarak adlandırılıyor. Dünya Sağlık Örgütü vücut kitle indeksi 25’in üzerinde olanları şişman, vücut kitle indeksi 30 ve üstünde olanları ise aşırı şişman (obez) olarak kabul ediyor. Normal 18.5 - 24. 9 Şişman ≥25 Aşırı Şişman / Obez ≥30 Aşırı Şişman Sınıf 1 30-34.9 Aşırı Şişman Sınıf 2 35-39.9...
Devamını okuyun
  4037 Tıklanma
  0 yorum
4037 Tıklanma
0 yorum

Doktorumuzla Sohbetler: Kanser

KANSER Kanser çağımızın hastalığı. Çevremizdeki birçok kişiye ya kanser teşhisi kondu ya da tanıdığımız / sevdiğimiz birçok kişi kanserden vefat etti. Bu yüzden bugünkü söyleşimizde Devrek Devlet Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mehm et Eren Yüksel ile kanserden bahsedeceğiz. SD: Mehmet Eren Hocam, kaç çeşit kanser var? MEY: 100’den fazla kanser çeşidi var*. SD: Kanserden ölenlerin sayısı giderek artıyor mu? MEY: Bu soruya kesin bir cevap vermek çok zor. Çünkü teknoloji geliştikçe kanser teşhisi konulan hasta sayısı da giderek artıyor. Eskiden bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme gibi ileri görüntüleme yöntemleri olmadığı için muhtemelen birçok kanser vakası atlanıyordu / gözden kaçıyordu. Teknoloji gelişip de daha önce saptanamayan kanser vakaları teşhis edilebildiği için göreceli olarak toplumda kanserin görülme sıklığı arttı. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre 2008 yılında dünyada 7.6 milyon kişi kanserden ölmüş*. Bu sayı dünyadaki tüm ölümlerin %13’ünü oluşturmuş. SD: Daha önceki söyleşimizde şeker hastalığından ölümlerin %80’inin düşük ve orta...
Devamını okuyun
  26037 Tıklanma
  0 yorum
26037 Tıklanma
0 yorum

Sağlık Köşesi: Aşırı Şişmanlıkta Cerrahi Tedavi

Sağlık Köşesi Aşırı Şişmanlıkta Cerrahi Tedavi                 4.8.2014 tarihli Sağlık Köşesi’nde aşırı şişmanlıktan/obeziteden bahsetmiştik. Birçok okurumuz kendi vücut kitle indekslerini hesapladıklarını ve yayınlanan tabloyu kullanarak aşırı şişman olup olmadıklarına baktıklarını ifade ettiler.* Bugünkü Sağlık Köşesi’nde ise aşırı şişmanlık tedavisinde kullanılan cerrahi yöntemlerden olan laparoskopik sleeve gastrektomi, laparoskopik ayarlanabilir gastrik bant ve Roux-en-Y gastrik bypass’tan bahsedeceğiz.                 Eylül 2011’de Amerikan Cerrahlar Birliği (American College of Surgeons) laparoskopik gastrektominin morbiditesinin ve etkinliğinin bant ve bypass yöntemleri arasında olduğuna dair ilk raporunu yayınladı.** Bu çalışmada laparoskopik sleeve gastrektominin etkinlik ve güvenlik açısından diğer yöntemlerle karşılaştırıldığını ve söz konusu prospektif (ileriye dönük) çalışmanın Temmuz 2007-Eylül 2010 tarihleri arasında 109 hastaneden 28.616 hasta ile yapıldığını bildirdiler. Hastaların 30 günlük, 6 aylık ve 1 yıllık sonuçlarının (morbidite, mortalite, tekrar hastaneye yatış, operasyon tekrarı, vücut kitle indeksinde azalma) değerlendirildiğini belirttiler. Sonuç olarak vücut kitle indeksindeki azalmaya en çok sırasıyla açık veya kapalı yapılan Roux-en-Y gastrik bypass’ın, daha sonra...
Devamını okuyun
  3668 Tıklanma
  0 yorum
3668 Tıklanma
0 yorum

Doktorumuzla Sohbetler: Sigara

SİGARA Bugünkü söyleşimizde tütün kullanımının zararlarını ayrıntılı olarak incelemek istedik. Op. Dr. Mehmet Eren Yüksel ile sigaranın zararları hakkında yaptığımız söyleşiyi beğenilerinize sunuyoruz. SD: Mehmet Eren Hocam, sizinle kanser hakkında yaptığımız söyleşinin çok ilgi çektiğini düşünüyorum. Okurlarımıza aydınlatıcı bilgiler verdiğiniz için teşekkür ediyoruz. MEY: Rica ederim. Okurlarımızı bilgilendirebildiysek ne mutlu bize. Ancak, unutulmamalı ki okurlarımız en doğru bilgiyi her zaman doktorlarından almalılar. Okurlarımız sorunlarını ve merak ettiklerini doktorları ile paylaşırlarsa doktorları onlara mutlaka yardımcı olacaktır. SD: Geçen haftaki söyleşimizde kanserden bahsetmiştik. Tütün kullanımının önüne geçilebilirse birçok insanın kanserden korunabileceğinden ve tütün kullanımının dünyada kansere bağlı ölümlerin %22’sinden sorumlu olduğundan bahsetmiştik. Bu yüzden okurlarımıza sigara içmemelerini ve sigara içilen ortamlardan uzak durmalarını tavsiye etmiştik. İsterseniz bu konuyu biraz daha açalım. MEY: Tütün kullanımı her yıl dünyada beş milyondan fazla insanın ölmesine neden oluyor.* Bu sayı AIDS, verem ve sıtma gibi hastalıkların yol açtığı ölümlerden bile daha fazla. Ancak, özellikle dikkat çekmek istediğim...
Devamını okuyun
  25385 Tıklanma
  0 yorum
25385 Tıklanma
0 yorum

Doktorumuzla Sohbetler: Verem / Tüberküloz

Verem / Tüberküloz   Doktorumuzla Sohbetler Verem Bugün Op. Dr. Mehmet Eren Yüksel ile söyleşimizi verem (tüberküloz) hakkında yapacağız. SD: Mehmet Eren Hocam, bugünkü söyleşimizde özellikle veremden bahsetmek istediğinizi belirttiniz, nedenini sorabilir miyim? MEY: Tüberküloz yani verem önlenebilen, bulaştığında da  tedavi edilebilen bir hastalık. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre 2012 yılında dünyada 8.6 milyon insan vereme yakalanmış.* Aynı yıl 1.3 milyon kişi de veremden dolayı hayatını kaybetmiş. Böylesine sık görülen ancak önlenmesi ve tedavisi mümkün olan bir hastalık hakkında okurlarmıza bilgi vermek istedim. SD: 1.3 milyon çok büyük bir sayı. Veremden hala bu kadar çok sayıda insanın öldüğünü öğrenmek çok üzücü. MEY: Evet, çok üzücü. Veremden ölümlerin %95’i düşük ve orta gelirli ülkelerde gerçekleşiyor. Ayrıca, 15-44 yaş grubundaki kadınlarda en sık görülen ölüm nedenlerinden biri.* SD: Önceki söyleşilerimizde şeker hastalığına ve kansere bağlı ölümlerin çoğunlukla düşük ve orta gelirli ülkelerde gerçekleştiğinden bahsetmiştiniz. Demek ki bu gruba veremi de eklemek gerekecek. MEY:...
Devamını okuyun
  25182 Tıklanma
  0 yorum
25182 Tıklanma
0 yorum

Doktorumuzla Sohbetler: Hepatit E

HEPATİT E Bugünkü söyleşimizde Devrek Devlet Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Eren Yüksel ile Hepatit E’den bahsedeceğiz. SD: Mehmet Eren Hocam, Hepatit A, B ve C’yi daha önce duymuştum ama Hepatit E diye bir hastalık olduğ unu ilk defa sizden öğrendim. MEY: Hepatit A, B ve C’nin yanısıra Hepatit D ve E de var. Hepatit E temiz içme suyunun olmadığı yerlerde kirli sular ile bulaşıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre dünyada her yıl 20 milyon insana Hepatit E bulaşıyor. Söz konusu 20 milyon kişinin 3 milyonunda karaciğer hastalanıyor ve her yıl yaklaşık 56.000 kişi hayatını kaybediyor.* SD: Hepatit E kirli sulardan nasıl bulaşıyor? MEY: Hepatit E taşıyan biri tuvaletten çıktıktan sonra ellerini iyice yıkamadan içme suyu ile temas ederse veya temiz içme suyuna birinin gaytası (büyük abdest) bulaşırsa Hepatit E su ile taşınarak diğer insanlara bulaşır. SD: Hepatit E’nin bulguları nelerdir? MEY: Hepatit E en çok 15-40 yaş arasında...
Devamını okuyun
  25461 Tıklanma
  0 yorum
25461 Tıklanma
0 yorum

Doktorumuzla Sohbetler: Astım

Doktorumuzla Sohbetler Astım Bugünkü söyleşimizde Op. Dr. Mehmet Eren Yüksel ile astım hastalığından bahsedeceğiz.    SD: Mehmet Eren Hocam okurlarımıza astım hakkında neler söylemek istersiniz?   MEY: Astım, tekrarlayan nefes darlığı ve hırıltılı solunum ataklarının olduğu süreğen (kronik) bir hastalıktır.* Her insanda bu astım ataklarının şiddeti ve sıklığı değişiklik gösterir. Belirtiler günde veya haftada birkaç kez ortaya çıkabilir. Bazı kişilerde semptomlar fiziksel aktivite esnasında veya geceleri daha da artabilir. Solunum yollarını daraltan tetikleyici sebepler bulunmazsa solunum yollarının daralması astım atağına ve hatta ölüme neden olabilir. Astım tetikleyicileri arasında soğuk hava, aşırı sinir veya aşırı korku gibi duygusal durumlar ve fiziksel egzersiz sayılabilir.    SD: Astım ne sıklıkta görülüyor?   MEY: Dünya Sağlık Örgütü’nün tahminlerine göre dünyada 235 milyon insanda astım var.* Astım ülkelerin gelişmişlik seviyesinden bağımsız olarak bütün ülkelerde görülebiliyor. Ancak astım nedeniyle ölümlerin %80’i düşük ve orta gelirli ülkelerde gerçekleşiyor. Maalesef, Dünya Sağlık Örgütü gelecek 10 yıl içinde astımdan ölümlerin...
Devamını okuyun
  25024 Tıklanma
  0 yorum
25024 Tıklanma
0 yorum

Doktorumuzla Sohbetler: Antibiyotik Direnci

Antibiyotik Direnci   Bugünkü söyleşimizde Op. Dr. Mehmet Eren Yüksel ile antibiyotik direncinden bahsedeceğiz.    SD: Mehmet Eren Hocam, antibiyotik direnci nedir?   MEY: Bakteri, virüs ve bazı parazitler gibi küçük canlıların (mikroorganizma) antibiyotik, antiviral (virüs ilacı) ve antimalaryal (sıtma ilacı) gibi ilaçlara karşı direnç geliştirmesidir.*    SD: Antibiyotik direnci gelişirse ne olur?   MEY: Şu anda kullandığımız ilaçlar, uyguladığımız tedaviler bir işe yaramaz, bulaşıcı hastalıklar devam eder ve başkalarına yayılır.    SD: O zaman antibiyotik direnci çok ciddi bir konu.   MEY: Evet, antibiyotik direnci bütün dünyayı ilgilendiren çok ciddi bir konu. Son yıllarda mikroplara karşı kullanılan (antimikrobiyal) ilaçlara karşı dirençli küçük canlı (mikroorganizma) sayısında artış var. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) uyarıyor: “Bir gün enfeksiyon hastalıkları (bulaşıcı hastalıklar) kontrol edilemeyecek hale gelebilir” diyor. ** Günümüzde ulaşım, ticaret ve turizm sayesinde, kolaylaştı. Bu sayede antibiyotiklere dirençli-hastalık yapan küçük canlılar da hızla dünyanın başka yerlerine yayılma imkanı buluyor.   SD: Antibiyotik direnci...
Devamını okuyun
  25335 Tıklanma
  0 yorum
25335 Tıklanma
0 yorum

Doktorumuzla Sohbetler: Çocuk Felci / Polio

Doktorumuzla Sohbetler   Çocuk Felci / Polio Bugünkü söyleşimizde Op. Dr. Mehmet Eren Yüksel ile çocuk felcinden (polio) bahsedeceğiz.   SD: Mehmet Eren Hocam, çocuk felci hakkında okurlarımıza neler söylemek istersiniz? MEY: Çocuk felci (polio) dünyanın birçok ülkesinde neredeyse adı unutulan, artık görülmeyen bir hastalık. Ancak, çocuk felci hala dünyanın bazı ülkelerinde mevcut ve özellikle beş yaşın altındaki çocukları etkilemeye devam ediyor.* Her iki yüz polio enfeksiyonundan birinde özellikle bacaklarda görülen felç meydana geliyor. 1/200 yüksek bir oran. Aynı zamanda, felç olan hastaların %5 - %10’unda solunum kasları da felç oluyor.* Çok üzücü bir durum. SD: Çocuk felci hastalığı tamamen yok edilemez mi? MEY: 1988 yılında polio yılda 350.000’den fazla kişiyi felç ediyordu*. 2013 yılında ise bildirilen sadece 406 polio olgusu var. Yani 1998’den 2013 yılına kadar çocuk felci olgularının sayısı %99’dan fazla azalmış. Bu çok sevindirici bir durum. Ancak, dikkat ederseniz olgu sayısı sıfır değil. Yani polio hala görülüyor. Öte...
Devamını okuyun
  25787 Tıklanma
  0 yorum
25787 Tıklanma
0 yorum