fbpx
Turkish Türkçe
Giriş
x
veya
x
x
Kayıt
x

veya

social facebook social twitter instagram WhatsApp iletişim numaramız: +90 552 322 82 62

Sağlık Bilgileri & Makaleler

Uzmanlardan Diş Tedavileri, Estetik & Güzellik, Göz Tedavileri, Saç Tedavileri ve diğer birçok sağlık alanlarında faydalı bilgiler.

Karın Germe (Abdominoplasty)

SARKAN KARIN DÜZLEŞİR Mİ? Karında sarkma ve yağlanma pek çok kadının kabusudur. Gebelikler, kilo kayıpları, derinin esnek yapıda olması gibi sebeplere bağlı olarak karın derisinde sarkmalar oluşur. Sarkan karın sadece kadınlara özgü bir sorun olmayıp günümüzde erkekler tarafından da hoş karşılanmayan bir durumdur. Peki sarkan karın düzleşir mi?  Karın derisi neden sarkar? Karın derisini bir balon gibi düşünün. Herhangi bir sebeple esneyip şiştiğinde tekrar eski sıkı halini alması pek mümkün olmamaktadır. Karın derisi ve karın kasları gebelikte, kilo alımlarında ve karın zarlarında gevşeklik olduğu durumlarda ciddi şekilde esner. Esneyen karın derisi diyet veya sporla bir miktar toparlasa da genellikle sarkma kalıcı olur.  Sarkan karın düzleşir mi? Karın sarkmaları diyet ve sporla bir miktar düzelse de en kesin çözüm karın germe operasyonudur. Karın germe operasyonu nedir?  Karın germe operasyonu karın bölgesindeki yağ ve deri fazlalıklarının alınması, varsa karın derisindeki çatlakların giderilmesi operasyonudur. Bu ameliyat özellikle birkaç kez doğum yapmış, karın bölgesi derisinde...
Devamını okuyun
  14628 Tıklanma
  0 yorum
14628 Tıklanma
0 yorum

Göz protezi kimlere uygulanır? Hareketli göz protezi ne demektir?

Görme işlevinin kalıcı olarak yitirilmiş olduğu durumlarda eğer şiddetli ağrı ya da kozmetik olarak hoşa gitmeyen görünüm mevcutsa gözün işlev görmeyen kısımları alınarak protez göz ameliyatları yapılmaktadır. Bu grupta en sık travma nedeniyle işlevini ve/veya bütünlüğünü yitirmiş gözler ile doğuştan olan göz hastalıkları, tümörler, ilerleyici tipte ve görme kaybı ile sonuçlanan göz hastalıkları yer almaktadır. Bu ameliyatlarla görmeyen bir gözün görür hale gelmesi maalesef mümkün değildir, amaç diğer gözden görünüm olarak ayırdedilemeyecek kozmetik bir düzelme temin etmektir.   Göz protezi ameliyatlarında pek çok yöntem mevcuttur. Yöntemi ne olursa olsun, en önemli 2 faktör, sağlıklı bir soket yüzeyi oluşturmak ve içeriye yerleştirilen implantın açılmasını/atılmasını önleyecek önlemler almaktır. Protezin hareketi, içerideki yüzeyin ve hacmin muntazam olarak temin edildiği cerrahi tekniğe bağlıdır. Ameliyat genel anestezi altında yapılır ve sonrasında genellikle 24 saat hastanede geçirilerek ağrı kontrol altında tutulur. Yaklaşık 4-6 hafta sonra iyileşme tamamlandığında yüzeyin kalıbı alınarak kişiye özel protez hazırlanır ve göz yüzeyine...
Devamını okuyun
  14930 Tıklanma
  0 yorum
14930 Tıklanma
0 yorum

Doğuştan Gözkapağı Düşüklüğü Neden Olur, Ne Zaman Müdahale Edilmelidir?

Doğuştan kapak düşüklüğü (konjenital ptozis), gözkapağımızı kaldıran kasın (levator) ana rahmindeyken tam gelişmemesi nedeniyle ortaya çıkar. Genellikle tek taraflı olan bu durumda levator kastaki bozuklukla orantılı miktarda kapak düşüklüğü izlenmektedir. Kapağın gözbebeğini tamamen örttüğü durumda görme tam gelişemeyeceği için (göz tembelliği) erken cerrahi müdahale gerekli olmaktadır. Üstelik pek çok bebekte asimetrik yüksek astigmat da bu duruma eşlik etmekte ve kapağın yeterince düşük olmadığı durumlarda dahi göz tembelliğine yol açabilmektedir. Bu nedenle kapak düşüklüğü aile tarafından farkedildiği anda göz/oküloplastik cerrahi muayenesi şarttır. Bebeğiniz sürekli boynunu geriye atarak ve kaşlarını kaldırarak görmeye çalışıyorsa, bu durum görme aksını açma çabasını göstermekte ve göz tembelliği riskinin yüksek olduğu ipucunu vermektedir.   Cerrahi müdahale zamanlaması ve yöntemi pek çok etkene bağlıdır. Yaş, düşüklüğün miktarı, levator kas fonksiyonu, kapak-çene senkron hareketliliğinin (Marcus Gunn jaw-winking) varlığı değerlendirmede önemlidir. Kapakla birlikte göz hareketlerinin ve gözbebeğinin muayenesi de altta yatan neden hakkında çok önemli ipuçları verecektir.   Konjenital ptozun tedavisi...
Devamını okuyun
  36431 Tıklanma
  0 yorum
36431 Tıklanma
0 yorum

Bebeklerde Gözyaşı Kanal Tıkanıklığı Nedir, Nasıl Tedavi Edilir?

Yenidoğanların %5-10’unda görülebilen gözyaşı kanal tıkanıklığı bir veya iki gözde aşırı sulanma, çapaklanma, kızarıklık ve kapak şişliğine neden olabilmektedir. Bu durum genellikle gözyaşı kanalının burun içine açılan uç kısmındaki kapakçığı kapatan bir zardan, bazen de kemik kanalın kendisinin darlığından kaynaklanabilmektedir. Altta yatan sebeplerin ayırıcı tanısı oküloplastik muayene ile mümkündür ve nedene yönelik çeşitli tedavi alternatifleri mevcuttur. Nadiren, kanal içerisinden burun boşluğuna uzanan zarla çevrili kist varlığında (mukosel) şiddetli infeksiyonla birlikte solunum depresyonu ve beslenme esnasında ölüm riski olduğu için göz-burun köşesindeki morumsu şişkinlikler acilen bir göz hekimi/oküloplastik cerrah tarafından değerlendirilmeli ve müdahale geciktirilmemelidir.     Muayenede kapağın yanı sıra aşırı sulanma ve çapaklanma yapabilecek diğer göz hastalıkları ekarte edildikten sonra eğer kanal tıkanıklığı saptanırsa doktorunuz size keseyi boşaltıcı ve burun köşesinden kanala doğru basınç uygulayarak kanal ucunu açmayı amaçlayan masajı gösterecek ve gerekli durumlarda antibiyotikli damlalar önerecektir. Çoğu zaman burun üzerini ya da kapağın keseyle ilgisi olmayan kısmını ovuşturan ve fayda sağlamayan...
Devamını okuyun
  39184 Tıklanma
  0 yorum
39184 Tıklanma
0 yorum

Gözkapağı Estetiği (Blefaroplasti) Ameliyatı: Kişiye Özel Uygulamalar

Yeni bir insanla tanıştığımızda, bilinçaltımız o kişi hakkında fikirlerimizi ilk 10 saniye içerisinde o kişinin göz ve göz çevresinin görünümüyle tanımlar ve bu durum çoğunlukla kalıcı olur. Üstelik, kişinin kendisindeki yaşlanma belirtilerini ilk olarak göz çevresindeki değişikliklerle algıladığı bilimsel çalışmalarla gösterilmiştir. Bu nedenle tüm karakterimizi ve iç dünyamızı da ifade etmesi itibariyle göz çevremizin görünümü sosyal ilişkilerimizi, iş hayatımızı ve arkadaşlıklarımızı bile etkileyebilmektedir. Gözkapağı ameliyatı yaptırmış olan pek çok kişi, ameliyat sonrasında yakın arkadaşlarının onlara ‘Bir derdin var da bize mi anlatmıyorsun?’, ‘Nedir seni bu kadar mutsuz eden?’ gibi soruları sormaktan vazgeçtiklerini, iş ortamında daha dinç ve enerjik olarak algılandıklarını ya da yeni bir sosyal ortamda daha rahat kabul gördüklerini ifade etmektedirler. Göz bölgemiz, doğuştan sahip olduğu karakteristik özelliklerin yanı sıra zamanın etkileriyle bazı değişikliklere uğramaktadır. Kapağımızın ve kaş dokusunun sıkılığı ve şekli değişerek sarkmalar ortaya çıkabilmekte, gergin bir bağ dokunun arkasında yer alan yağlar öne doğru torbalar halinde fıtıklaşabilmektedir. Kapak...
Devamını okuyun
  15241 Tıklanma
  0 yorum
15241 Tıklanma
0 yorum

Göz Çevresinde Ameliyatsız Tedavi Yöntemleri

Göz çevresinde cerrahisiz müdahale gerektiren durumlar olduğu gibi, cerrahiye ek faydalar sağlayacak pek çok yöntem mevcuttur. Bunların arasında botoks, dolgu, PRP, radyofrekans, lazer, peeling (kimyasal soyma) uygulamaları başlıcalarıdır.   Göz etrafındaki derin çizgiler ve kırışıklıklar cerrahi yöntemlerle giderilemezler. Bu aşamada botoks çok değerli bir tedavi imkanı sunmaktadır. Göz kenarlarındaki kaz ayakları, kaşların arasındaki dikine çizgilenmeler, alın kırışıklıkları botoks ile her yaşta ve cinsiyette giderilebilirken, aynı zamanda kaş şeklini daha çekici hale getirmek ve kaş düşüklüğüne müdahale etmek botoksla mümkündür.   Göz altı halkaları mutlak cerrahi gerektirmeyecek düzeydeyse, morluk ve çökme çok belirginse ışık dolgusu ile tek seansta tedavi pek çok hastanın ameliyatsız sağlıklı bir görünüme kavuşmasını sağlamaktadır. Alt kapak-yanak bileşkesinde, orta yüz kısmında çökme ve sarkma olan hastalarda kapak-yanak bütünlüğünü sağlayıcı dolgular oldukça fayda sağlamaktadır. Yine üst kapak ve kaş kısmında dolgular kaş altı dokulardaki sarkma-çökmeyi gidererek çok daha sağlıklı, genç bir üst kapak elde etmekte çok yardımcıdırlar. Alt kapağa, üst...
Devamını okuyun
  14522 Tıklanma
  0 yorum
14522 Tıklanma
0 yorum

Göz Altı Çukurlarına ve Morluklarına Çözüm: ‘Işık Dolgusu’ Tedavisi

Dolgu uygulamasının amacı, yüzümüzde herhangi bir bölgedeki hacim kaybını gidermek ve deformiteleri düzelterek daha genç bir görünümü temin etmektir. Uzman bir hekim tarafından yüz bölgesinde her yere injekte edilebilirler; en belirgin sonuç alınan bölgelerden biri de göz çevremizdir. Kısa süre önce yapılan bir araştırmada, yüz bölgesinde cerrahi olmaksızın estetik bir değişiklik isteyen hastaların %75i, yaşa bağlı değişiklikleri ilk olarak göz çevrelerinde fark ettiklerini; aynı grubun %80’i de en öncelikli isteklerinin göz çevresi görünümlerinde düzelme olduğunu ifade etmişlerdir. Bu nedenle, göz çevresine yapılacak müdahalelerle bizi olduğumuzdan yaşlı, enerjisiz, mutsuz gösteren deformitelerden kurtulmak önceliklidir. Bu tip müdahalelerin başında göz altı morluk ve çökmelerine yönelik uyguladığımız dolgu tedavisi gelmektedir. Çoğunlukla genetik yapımızla ilgili olan bu durum, yaşla beraber değişikliklerle de artabilmektedir. Bu bölgenin kendisine özgün anatomik yapısı nedeniyle kullanılacak dolgu tipi ve doktorun tecrübesi çok önemlidir. Bu nedenle ışık dolgusu olarak da tabir edilen malzeme sadece bu bölgeye özel olarak tasarlanmış olması itibariyle, bölge...
Devamını okuyun
  13824 Tıklanma
  0 yorum
13824 Tıklanma
0 yorum

Erişkenlerde Gözyaşı Kanal Tıkanıklığı Nedir, Nasıl Tedavi Edilir?

Gözyaşı kanal tıkanıklığı varlığında gözlerinizde aşırı sulanma ve çapaklanma olmaktadır. Tedavi tipi ve zamanlaması yaşa, hastanın şikayetlerinin miktarına ve tıkanıklığın seviyesine bağlı olarak değişse de sebebi ne olursa olsun bu durum hemen her zaman çözümlenebilmektedir.   Gözyaşını burun içerisine boşaltan sistem üst ve alt kapaklarımızın iç köşesinde punktum denilen küçük delikçiklerle başlar ve her iki kapak boyunca ilerleyerek ortak bir kanal yaptıktan sonra bir keseye açılır; oradan aşağı doğru kemik kanala yönlenir ve bir valfle sonlanarak burun iç kısmına açılır. Sistemin herhangi bir kısmında tıkanıklık görülebilmekle birlikte, en sık olarak kemik kanalın kendisi ya da uç kısmı tıkanmaktadır. Bu durum en sık 60 yaş sonrası kadınlarda altta yatan bir hastalık olmaksızın görülür. Bazen de burun içerisindeki anormallikler, travmalar, geçirilmiş şiddetli göz infeksiyonları/allerji allerjik atakları, kese içi taş/ tömürler, kronik damla (özellikle göz tansiyonu) kullanımı, bazı kemoterapi ilaçları ve bölgesel radyoterapi tıkanıklık etkeni olabilmektedir.   Gözyaşı kanal tıkanıklığı olan erişkinlerde genellikle ek...
Devamını okuyun
  29879 Tıklanma
  0 yorum
29879 Tıklanma
0 yorum

Başarısız Gözkapağı Ameliyatları Ne Gibi Sonuçlar Doğurur?

Görünümümüze estetik katkısının ötesinde, gözkapağımızın gözümüzü dış etkenlerden korumak ve pek çok işleviyle desteklemek görevi vardır; bu nedenle kapak yapısındaki herhangi bir düzensizlik veya anormallik, en önemli duyu organlarımızdan olan gözümüzü direkt olarak etkilemektedir.   Gözkapağımızın vücudumuzdaki tüm diğer organ ve yapılardan pek çok farklılığı sözkonusudur. Hareket kabiliyeti, açılma ve kapanma için zıt yönde çalışması gereken kasları birarada içermesi, kirpikli yapısı ve kirpikleri gözden uzak tutmaya yarayan sistem bütünlüğü, cilt yapısının çok ince oluşu, tüm vücutta cildin hemen altında yağ doku bulunurken gözkapağımızda bunun yerine kapağı kapatmaya yarayan çembersel kasın varlığı gözkapağımızı çok özel bir yapı haline getirmektedir. Bu nedenle kapak cerrahisi yapacak olan kişinin bu özel yapının anatomisine çok hakim olması, yapacağı işlerin göz-kapak bütünlüğüne zarar vermemesini temin edecek kadar göz anatomisi, fizyolojisi ve ilişkili göz hastalıklarını özümsemiş olması önemlidir.   Gözkapağına yapılacak hiçbir müdahale kapanma ve açılma yeteneğini bozmamalıdır. Üst kapak ile ilgili yapılan en büyük hata, sarkan kaş...
Devamını okuyun
  35042 Tıklanma
  0 yorum
35042 Tıklanma
0 yorum

Göz Estetiğinde Dolgu Uygulamaları

Dolgu maddeleri, göz çevremizde yaşa veya genetik özelliklere bağlı olarak görülebilen hacim kaybını etkin biçimde düzeltebilmektedir. Pek çok kişi görünümlerinde belirgin değişiklik olabileceği ve bir başkasına benzeyecekleri kaygısıyla çekimser olabilse de uygun ellerde yapılacak uygulamayla bu endişeler yersizdir.   Yaşımız ilerledikçe, tüm yüzümüzde ve özellikle gözkapaklarımızın çevresinde belirgin bir hacim kaybı yaşarız. Bazı kişilerde bu genetiktir ve ailenin pek çok bireyinde olduğu gibi küçük yaşlardan beri mevcuttur. Bu hacim kaybı, dışarıdan bakıldığında üst kapaklarda olduğundan daha belirgin sarkık bir cilt fazlası olarak ya da kaşta belirgin bir düşüklük olarak algılanmaktadır. Bazı kişilerde ise kaş ile kapak arasında yağ eksikliğine bağlı gözlerde çukura kaçma görünümü mevcuttur. Aynı hacim kaybı, alt kapaklarda kendini çökme ve mor halkalar şeklinde gösterebilmektedir.     Derideki ve onu destekleyici dokulardaki bu tip deformiteler sizi olduğunuzdan mutsuz, yorgun gösterebilmekte, hatta depresyondaymış algısı yaratabilmektedir. Varsa kemik dokudaki erime, kapaklarımızda daha belirgin sarkmaya ve kapak kaş arasında oyuk-boşluk görünümüne; dolayısıyla yaşlı ve...
Devamını okuyun
  13368 Tıklanma
  0 yorum
13368 Tıklanma
0 yorum

Ameliyatsız Gözkapağı Estetiği Mümkün mü?

Gözkapağı ameliyatları en sık yapılan estetik ameliyatlar arasında her zaman ilk üç sıradadır. Uygun ellerde cerrahi çok yüz güldürücü sonuçlar verir ve sorunsuz bir biçimde iyileşir, ancak iyileşme süreci gerektiren cerrahi girişimlere herkes sıcak bakmayabiliyor. Bazı kişilerde ise gözkapağı problemleri ameliyatsız yöntemlerle de halledilebilecek derecede hafif olabiliyor. Son yıllarda gittikçe artan biçimde göz çevresinin cerrahi dışı yöntemlerle tedavisinden bahsedilmekte ve bu yöntemlere ciddi bir talep patlaması yaşanmakta. Bu yöntemler arasında botoks, dolgu, radyofrekans, ultrason, PRP, lazer, kimyasal soyma, plazma tedavisi, ip uygulamaları sıkça gündeme gelmekte. Acaba bu tedaviler ne kadar gerçekçi? En önemlisi, internette bahsedildiği şekilde herkes ameliyat olmaksızın bu yöntemlerle estetik bir görünüme kavuşabilir mi? Öncelikle belirtmek gerekir ki, cerrahi gerektiren hastalarda cerrahinin yerini hiçbir şey tutamaz, yani cerrahi gerektiren bir hastada bahsi geçen diğer yöntemlerle cerrahiye eşdeğer sonuç elde etmek mümkün değildir. Ne var ki, tek başına cerrahinin de mükemmel sonuç elde edemeyeceği bazı deformasyonlar vardır ve tecrübeli cerrahlar...
Devamını okuyun
  35845 Tıklanma
  0 yorum
35845 Tıklanma
0 yorum

Çene Eklemi (TemporoMandibular Eklem – TME) Sorunları

res 1
res 2
res 3
res 4
res 5
res 6
res 6b
res 6b2
res 7
res 8
res 9
Çene Eklemi , başımız ile alt çene arasında bulunan (Mandibula) arasındaki bir eklem olup vücudun çift başlı tek eklemidir .Çiğneme, yutma , konuşma ve diğer ağzın açılıp kapanması ile gerçekleştirilen bu bölgeye ait hemen tüm fonksiyonları bu eklemin hareketi ile meydana gelir. Eklemin hareketi ise tüm bu bölgeye ait kasların alt çeneyi açıp kapatması yani bu kasların kasılması ve gevşemesi sonucu oluşur .  Bazı fonksiyonlarda eklem bölgesine yük binmemesine karşın , çiğneme veya yutkunma gibi fonksiyonlar ile , diş sıkması , diş gıcırdatma gibi refleks hareketlerde eklem bölgesine aşırı yükler biner. Bu esnada çeneyi açıp kapayan kaslar ile bu kasların diğer uçlarının bağlı olduğu kemik ve diğer kas yapıları da bu hareketlere katkıda bulunurlar. Bu yüzden örneğin yutkunma gibi basit gözüken bir fonksiyonda bile çeneyi açıp kapayan kaslar , başın dik durmasını sağlayan boyun ve omuz bölgesi kaslar ve hatta sırt kasları bile aktif olarak olaya katılırlar(Res.1)   Res-1 : Yutkunma...
Devamını okuyun
  11468 Tıklanma
  0 yorum
11468 Tıklanma
0 yorum

Infertilite (Kısırlık Nedir)?

 En az 1 yıl herhangi bir korunma yöntemi uygulanmaksızın, haftada 2-3 kere girilen cinsel ilişkiye rağmen gebelik elde edilmemesi infertilite yani kısırlık olarak adlandırılmaktadır. Her adet başına gebe kalma oranı genel popülasyon için % 15-20 civarındadır. Gebelik arzusunda olan her yüz çiftten %85’i birinci yıl sonunda bu arzusuna ulaşmaktadır. Eğer gebe kalınmamışsa bu durumun % 40’ında erkekte problem varken,%50’ınde ise kadına ait problemler vardır. Bazı çiftlerde ise hem kadın, hem de erkekte bir sebep bulunamamasına rağmen infertilite söz konusudur. Bu çiftler açıklanamayan infertilite olarak adlandırılırlar. 35 yaşın altında ve 12 aydan daha uzun süre korunmasız ilişkiye rağmen, 37 yaşın üzerinde ve 6 ay korunmasız ilişkiye rağmen, 40 yaşın üzerinde ve 3 ay korunmasız ilişkiye rağmen, Gebelik oluşmamışsa yardımcı üreme tekniklerine başvurulmalıdır. Gebelik oluşabilmesi için; Erkekte yeterli sperm üretilebilmesi ve bu spermlerin normal cinsel ilişki ile vajina içine bırakılabilmesi, Kadında yumurtlama ile atılan yumurtanın tüpe ulaşması, Tüplere ulaşan spermin yumurtayı dölleyebilmesi, Döllenen...
Devamını okuyun
  6547 Tıklanma
  0 yorum
6547 Tıklanma
0 yorum

Diş İmplantı Hakkında Herşey

MODERN İMPLANTLARIN TARİHÇESİ NEDİR 1960lı yıllarda ilk modern anlamda implant uygulaması aslında bir Ortopedik cerrah olan İsveçli Per İngvar Brenemark tarafından tamamen raslantı olarak bulunmuştur.Tez konusu olan kemik iyileşmesi üzerindeki bir araştırmayı tavşanlar üzerinde yaparken kullandığı titanyum metalinin tavşan tibiasına kanaştığını görünce bundan yararlanmak istemiş ve kaynaşma anlamına gelen osseointegrasyon kavramını incelemeye başlamıştır.Hayvanlar üzerindeki araştırmalarda hep aynı sonucu alınca bunu diş hekimliğine adapte etmeyi düşünmüş ve ilk dental uygulamayı yakın arkadaşı olan Gosta LARSON üzerinde denemeye karar vermiştir.Zira arkadaşı dişsizlik nedeniyle yemek yiyememektedir.1965 yılında alt çenesine 4 adet dental implant uyguladığı arkadaşına 6 ay bekledikten sonra sabit protez uygulamıştır.Arkadaşı halen bu protezleri kullanmakta ve implantlar halen hayattadır.İsveç hükümetininde desteği ve gerekli araştırmalarında bitmesiyle ilk Branemark sistemi 1982 yılında Amerikada üretime geçmiş ve modern implantların uygulamasına başlanmıştır. Üstad Branemark 2014 yılı aralık ayında hayata gözlerini yummuştur.    İLK DENTAL İMPLANTLAR NE ZAMAN YAPILMIŞTIR  Batı avrupada yapılan kazılarda 2300 öncesine ait insan iskeletlerinde...
Devamını okuyun
  7403 Tıklanma
  0 yorum
7403 Tıklanma
0 yorum

AĞIZ KOKUSU,SEBEPLERİ VE KORUNMA YOLLARI

 Değerli okurlar,merhaba.Sizinle  beraber olmaktan son derece mutluyum.Bugün sizlere çoğumuzun önemli bir sorunu olan ağız kokusu ve önleme yollarından bahsetmek istiyorum.             Ağızdaki çirkin kokuya kısaca   ağız kokusu   veya   halitosis   denir. Ağız kokusunu bir hastalık olarak tanımlamak zordur. Ağız kokusu   günümüzde medeni toplumlar da dahil olmak üzere oldukça yaygındır, aynı zamanda sosyal bir incinme sebebidir. Psikolojik problemleri beraberinde getirir.   Ağız kokusu nun sebep olduğu sosyal problemler biyolojik problemlerden daha fazladır. Hatta eğer ağız kokusu sosyal bir problem oluşturmasaydı belkide bir hastalık olarak görülmeyecek, tedavisi için gayret sarfedilmeyecekti. Ağız kokusundan şikayet eden bireyler sosyal hayatlarında kendilerine olan güvenlerini kaybedebilirler.             A ğızdaki çirkin kokuya kısaca   ağız kokusu   veya   halitosis   denir. Ağız kokusunu bir hastalık olarak tanımlamak zordur. Ancak ağız kokusu çok önemli hastalıkların işaretçisi de olabilir. Fizyolojik ağız kokusu dışındaki ağız kokuları kaynağına göre 3 gruba ayrılır. 1.Kaynağını ağız içinden alan kokular, 2.Nefes...
Devamını okuyun
  37178 Tıklanma
  0 yorum
37178 Tıklanma
0 yorum

AĞIZ DİŞ SAĞLIĞININ GENEL SAĞLIĞIMIZA ETKİSİ

Değerli okurlarımız,bir yazımızda daha sizlerle beraber olmanın haklı mutluluğu içindeyim Ağız ve diş sağlığımız ile ilgili sorunlarımız yaşamımızda öncelikli olarak yer alması gerekirken, her zaman en sona bırakılmakta ağrı yapana kadar bekletilmektedir. Toplum olarak ağız diş sağlığı anlayışımızın tamamen değişmesi zorunluluk haline gelmiştir.     Toplumların gelişmişlik düzeyleri sadece ekonomileri ya da kişi başına düşen gelir oranları ile değil, eğitim ve sağlık ölçütleri de göz önünde tutularak değerlendirilmektedir. Ülkemizde ise ağız ve diş sağlığına yeteri kadar önem verilmemesi, önemli bir toplum problemi olarak gözlenmektedir. Öncelik tanınan sağlık sorunları ile beraber vücut sağlığının bir parçası olan ağız ve diş sağlığı korunmadığında birçok hastalık da beraberinde gelmektedir. Bireylerin tam fiziksel sağlığı ve psikolojik sağlığı tüm organların sağlığı ile mümkündür.  Fakat ağız ve diş sağlığı bireyler tarafından hayati tehlike oluşturmadığı düşünülerek pek de fazla önemsenmeyen bir konudur. Ağız ve dişlerin sağlıksız olduğu durumlarda vücudun birçok bölümü olumsuz etkilenir. Basit bir çürük vücudun diğer bölgesindeki organlarda enfeksiyona...
Devamını okuyun
  5456 Tıklanma
  0 yorum
5456 Tıklanma
0 yorum

Oral Diagnoz ve Radyoloji

Doğru tedavi ancak doğru teşhisle başlar. Oral diagnoz ağız içindeki ve dışındaki problemlerin ve birbirlerinden farklılıklarının doğru tespitidir. Ağız içi muayene aynı zamanda sistemik hastalıklar açısından da önem taşır. Böyle bir hastalık yarattığı ağız içi bulgularla da tespit edilebilir. Hasta koltuğa oturduktan sonra ilkin kısa bir anamnez alınır. Özellikle geçirdiği hastalıklar, kullandığı ya da kullanmakta olduğu ilaçlar planlanan tedavi açısından büyük önem taşıyabilir. Daha sonra hastanın şikayetleri dinlenir ki bunlar sorunun tespiti ve çözümünde anahtar hususlardır. Örneğin fırçalama esnasında diş eti kanaması diş eti hastalığının, sıcak soğuk hasssasiyeti seviyesine göre çürük dişin, eklem ağrıları ve çiğneme problemleri uyumsuz ağız içi kaplama ya da protezin sonucu olabilir. Oral diagnozu ağız içi ve ağız dışı muayene diye ayırmak mümkündür. Ağız içi muayenede dişlerin dışında diş etleri, damak, dil ve çevre dokular da dikkatlice incelenmelidir. Ağız dışında ise burun, boyun, çene eklemi yine incelenir ve varsa anormallikler not edilir. Gereksimine göre ağız içi muayenede...
Devamını okuyun
  9363 Tıklanma
  0 yorum
9363 Tıklanma
0 yorum

Zirkonyum (Diş Kaplama)

Bu sistemde alt yapı olarak metal yerine beyaz bir renk olan zirkonyum alaşım kullanılır. Sistemin en büyük avantajı, ulaştığı çok yüksek dayanılılıkla, arka bölgedeki köprülerde tam estetik bir görünüm sağlamaktır. Zirkonyum akıllı seramikler, vücudumuzla biyo uyum ve doğal görünüm sağlarlar. Kimlere uygulanır? ·   Beyazlatma gibi metotlarla sonuç alınmayan ileri derecedeki (antibiyotik, flor vb.) renkleşmelerde kalıtsal yapı renkleşmelerinde. ·        Önceden dişleri kesilmiş kişilere ·        Ayrık dişleri birleştirmede (diastema kapama), ·        Ağzında metal destekli köprü –kuron(kaplama)olan kişilere ·        Kırık dişlerin düzeltilmesinde ·        Rengi ve yapısı bozulmuş eski dolguların düzeltilmesinde ·        Çapraşık ve eğri dişlerin düzeltilmesinde (ortodontik tedavi alternatifi olarak) ·        Dolgu yapılamayacak kadar aşırı madde kaybı olan dişlerde   Avantajları? Zirkonyum restorasyonunun diğer özellikleri de hasta açısından çok yararlıdır. Zirkonyum kaplama yüzeyleri daha az plak yapışmasını sağlar ve böylece ağız hijyenine katkıda bulunur. Aynı zamanda seramik restorasyon mükemmel bir yalıtım sağladığından sıcak soğuk yiyecek ve...
Devamını okuyun
  8799 Tıklanma
  0 yorum
8799 Tıklanma
0 yorum

Diş Beyazlatma (Bleaching)

Her zaman güzel ve parlak bir gülüşe sahip olmak isteriz ama dişler kahve, çay, kola veya başka nedenlerden dolayı zamanla sararır. Farklı saç ve cilt renklerine sahip olduğumuz gibi diş renklerimiz de farklılık gösterir. Bazı dişler, diğerlerinden daha sarı iken, bazıları ise yaşlandıkça sararır. Doğal diş renginiz ise birçok faktörden etkilenebilir. Yüzey lekeleri ve iç sararmanın sebepleri şunlar olabilir: ·          Doğal yaşlanma süreci ·          Tütün kullanımı (içilen veya çiğnenen), kahve, çay, kola veya kırmızı şarap içmek ve kiraz ve böğürtlen gibi yüksek pigmentli gıdalar yemek ·          Plak ve tartar tortularının birikmesi ·          Dişlere “benekli” bir görünüm veren, dişler oluştuğunda çok fazla florür alımı (milyon parçalı su başına 2 parçadan daha fazla) ·          Çocukluk dönemindeki antibiyotik tetrasiklin tedavisi ·          Dişlerde, kahverengi, gri veya siyah renge yol açabilecek travma ·          Dişlerinizi beyazlatmanız için birçok sebep vardır, bunlardan bazıları şöyle sıralanabilir: ·          Güzel bir gülümseme ile...
Devamını okuyun
  39757 Tıklanma
  0 yorum
39757 Tıklanma
0 yorum

Tam seramik dişler

Son yıllarda diş hekimliğinde estetik gereksinimlerin artışı, tüm seramik restorasyonların gelişmesinde başlıca rol oynamıştır. Tüm seramik restorasyonların hasta ve hekim tarafından tercih edilmelerinin en önemli nedeni oldukça estetik olmalarının yanında doku dostu olmalarıdır. Metal destekli seramik kronlarda metal bir alt yapının varlığı gelen ışığın geçişini engellediğinden metal alt yapının rengini kapatmak için uygulanan opak seramik tabaka nedeniyle doğal bir görünüm elde etmek oldukça zordur. Kimlere uygulanır?                      ·         Çürümüş, aşınmış, kırılmış ve renklenmiş dişlerde. ·         Estetiğin en önemli unsur halini aldığı ve kapanışta yeterli mesafenin bulunduğu vakalarda ·         Diş yapısının ve periodontal sağlığın mutlaka korunması gerektiği durumlarda tüm seramik kronlar uygulanabilir. Avantajları? Full seramik restorasyonlarda ise doğal olmayan yansımalar ve metal bantlı görünüm olmadığından mükemmel estetiğe sahiptirler. Gelen ışığın yansıması ve saçılması gibi optik olaylar olmadığından gelen ışık büyük oranda kronun içinden geçebildiği için doğal dişe yakın bir estetiği vardır. Metal alaşıma bağlı korozyon, toksik ve alerjik etkiler ve dişetindeki gri renklenme tüm...
Devamını okuyun
  10107 Tıklanma
  0 yorum
10107 Tıklanma
0 yorum